Mal rejimleri 4 ana grupta toplanır bunlar; mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı, mal ortaklığı ve edinilmiş mallara katılma rejimleridir. Bu rejimler aşağıda detaylandırılmıştır. Mal rejimi, evlenme başvurusu sırasında, öncesinde ya da sonrasında değiştirilebilir.

1.MAL AYRILIĞI

Herkesin kendi mal ve borçlarından sorumlu olduğu bu rejimde boşanmadan sonra mal paylaşımı yapılmaz. Eşlerden her biri borçlarından kendi malvarlığı ile sınırsız olarak sorumludur. Mal ayrılığı ayrıca olağanüstü mal rejimi olarak kanundan dolayı veya talep üzerine Mahkeme kararı ile yürürlüğe girer.

  1. PAYLAŞMALI MAL AYRILIĞI

Bu rejim aşağıda detaylı anlatılan, edinilmiş mallara katılma rejimine benzer. Farkı nakdi paylaşım değil ayni paylaşım söz konusudur. Paylaşmalı mal ayrılığı rejiminde nakdi talepte bulunulmaz, tapu sicilinin düzeltilmesi istenir.

  1. MAL ORTAKLIĞI

Bu rejimde, ortaklık mallarından bahsedilir. Ortaklık malları üzerinde elbirliği mülkiyeti vardır. Bu nedenle birlik devam ederken malların yönetimi, tasarrufu ve alacaklıların bu mallar üzerindeki hakları elbirliği mülkiyetine ilişkin kurallara göre düzenlenir.

  1. EDİNİLMİŞ MALLARA KATILMA REJİMİ

Eşler arasında esas olan rejim edinilmiş mallara katılma rejimidir. Diğer rejimler istisnadır. Edinilmiş mallara katılma rejimi, yasal mal rejimi olarak da adlandırılır. Eşler, kural olarak karşılıklı anlaşarak, noterde, ileriye etkili olarak rejim değişikliğine gidebilirler.

01.01.2002 tarihinden önce evlenip herhangi bir rejim sözleşmesi yapmayanlar için iki farklı rejime ait kurallar uygulanır. 2002 öncesi için mal ayrılığı 2002 sonrası için edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır.

Edinilmiş mallara katılma rejimi; edinilmiş malları, kişisel malları ve eşler arasında paylı mülkiyete tabi malları kapsar.

Rejim süresince, karşılığı verilerek kazanılan malvarlığı değerlerine edinilmiş mal denir. Fakat karşılık kişisel maldan verilmişse kazanılan mal da kişisel mal olacaktır.

Başlıca edinilmiş mallar aşağıdaki gibidir:

  • Çalışma karşılığı edinilenler
  • Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşları ve benzerleri tarafından yapılan ödemeler.
  • Çalışma gücü kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar.
  • Kişisel Malların Gelirleri (TMK madde 220)
  • Edinilmiş mal yerine geçen değerler.

 

Karşılıksız kazanımlar kişisel mal sayılır. Kişisel mallar tasfiyeye dahil edilmez fakat kişisel mallardan elde edilen bir gelir var ise ve tasfiye anında halen malvarlığında duruyorsa bu gelir edinilmiş mal sayılır. İstisnası kötü niyetli kaçırmalardır.

Örneğin; evlenmeden önce edinilen arsa, evlilik süresince 3 daire karşılığında yükleniciye verilir, ikame mal niteliğindeki bu daireler de artık kişisel mal niteliğindedir. Fakat bunların kira gelirleri edinilmiş mal sayılır.

Türk Medeni Kanunu Madde 220’ye göre aşağıda sayılanlar, kanun gereğince kişisel maldır:

  1. Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya,
  2. Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait bulunan veya bir eşin sonradan miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde ettiği malvarlığı değerleri,
  3. Manevi tazminat alacakları,
  4. Kişisel mallar yerine geçen değerler.

Sadece eşlerden birinin kullandığı eşyalar da kişisel mal sayılır. Buna örnek olarak cep telefonu, hobiler için kullanılan gereçler ya da özel duruma göre koleksiyon verilebilir. Bu grupta sayılan mallar edinilmiş mal kullanılarak alınmış olsalar dahi kişisel mal sayılır. Örneğin ailenin ekonomik durumu uygunsa 50.000 TL değerindeki saat kişisel mal sayılırken, ekonomik durum uygun değilse 5.000 TL değerindeki telefon edinilmiş mal sayılmayabilir.

Eşlerin bazı edinilmiş malvarlığı değerlerini kişisel mala dönüştürme imkanı verilmiştir. Türk Medeni Kanunu madde 221/1’de bir eş, bir işletme ya da bir meslek yürüttüğü yere özgülediği mal varlıklarını kişisel mal sayabilir demektedir. Diğer yol ise Türk Medeni Kanunu madde 221/2’de düzenlenmektedir. Buna göre Türk Medeni Kanunu madde 119 da’belirtilen kişisel malların gelirleri edinilmiş mal sayılır. Fakat madde 221/2’de kişisel malın gelirinin de kişisel mal olarak değerlendirilmesi imkanı vermiştir.

TASFİYEYİ BAŞLATAN SEBEPLER

  • Eşlerden Birinin Ölümü

Tasfiye ölüm anında gerçekleşir. Sağ kalan eş taleplerini, terekeye karşı tüm mirasçılara yöneltebilir. Tüm mirasçılar da sağ kalan eşe taleplerini yöneltebilir.

Evliliklerin büyük çoğunluğu eşlerden birinin ölümüyle sona erdiğinden mal rejimi de ölüm anında sona erer. Ölüm halinde mal rejiminin tasfiyesi bizim toplumumuzun alışık olmadığı çok nadiren uygulanır. Anne babalar, çocuklarına mal rejimi tasfiyesini ilişkin dava açmak istemez ve mirasın taksimi ile müteveffanın malvarlığı tasfiye edilir. Bu kuruma ancak üvey evlat olunması halinde başvurulur.

  • Başka Mal Rejiminin Kabulü

Eşler evlilik birliği içinde, ileriye etkili olarak başka bir mal rejimini iradi ya da kazai olarak seçebilirler.

 

  • Boşanma Ya Da Evliliğin İptali

Mal rejimi boşanma dava tarihinden itibaren sona erer. Boşanma davası sonuçlanmadığı sürece mal rejimi davası görülemez ve zamanaşımı işlemez. 10 yıllık zamanaşımı boşanmanın kesinleşmesinden itibaren işlemeye başlar. Mal rejimi boşanmanın kesinleşmesi ile sona erdiği için boşanma davası ne kadar sürerse sürsün bu süre içinde edinilen mallar edinilmiş mal değil, kişisel maldır. Boşanma davasının reddedilmesi halinde ise dava tarihinden ret kararının kesinleşmesine kadar geçen süre içinde edinilen malvarlığı değerleri edinilmiş mal sayılır.

 

  • Türk Medeni Kanunu madde 206 gereği olağanüstü mal rejiminin kabulü de tasfiyeyi başlatan nedenlerdendir. Olağanüstü mal rejiminin kabulü ile rejim mal ayrılığı rejimine dönüşür.

 

MALLARIN GERİ ALINMASI

Türk Medeni Kanunu madde 226’ya göre;

Her eş, diğer eşte bulunan malını geri alabilir.

Tasfiye sırasında paylı mülkiyete konu bir mal varsa, eşlerden biri kanunda öngörülen diğer olanaklardan yararlanabileceği gibi daha üstün bir yararın olduğunu ispat etmek ve diğerlerinin payını ödemek suretiyle o malın bölünmeden kendine verilmesini isteyebilir.

DEĞER ARTIŞ PAYI

Türk Medeni Kanunu madde 227’ye göre, eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur ve bu alacak o malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır.  Bir değer kaybı söz konusu olduğunda katkının başlangıçtaki değeri esas alınır.

Böyle bir malın daha önce elden çıkarılmış olması halinde, hakim diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler.

Eşler yazılı bir anlaşmayla değer artışından pay almaktan vazgeçebilecekleri gibi pay oranını da değiştirebilirler.

 DEĞER ARTIŞ PAYI ALACAĞI;

Bir eşin kişisel mallarından diğer eşin kişisel malına katkı,

Bir eşin kişisel malından diğer eşin edinilmiş malına katkı,

Bir eşin edinilmiş malından diğer eşin kişisel malına katı şeklinde gündeme gelebilecektir.

Yargıtay’a göre, kişisel maldan edinilmiş mala ya da kişisel maldan kişisel mala veya edinilmiş maldan kişisel mala karşılık olmaksızın yapılan katkı nedeniyle doğan değer artış payı Türk Medeni Kanunu 220, 223, 226 ve 227. maddeleri gereğince istenebilir.

Bir eşin edinilmiş malından diğer eşin edinilmiş malına katkı yapılmış olması durumunda değer artış payı hesaplanması yapılmasına gerek bulunmamaktadır. Çünkü bu durumda eşlerin karşılıklı olarak mallarının tasfiyesinde ½ katılma alacağı hakları bulunmaktadır.

Eşlerin aralarında yapacakları mal rejimi sözleşmesi ile Türk Medeni Kanunu madde 227/son hükmü uyarınca başka bir değer artış payı oranını kabul edebilecekleri gibi pay almaktan da vazgeçebilirler.

Bir eşin, diğerinden talep edebileceği değer artış payı tasfiye aşamasında yukarıdaki gibi hesaplandıktan sonra, borçlu eşin aktiflerinden borç olarak çıkartılır. Zira bu değer artış miktarı bu katkıyı sağlayan eşe ait ayrı bir alacak hakkı oluşturur. Bu durumda alacaklı olan eş mal rejimi tasfiyesi sonucu diğer eşe karşı katılma alacağı vermekle yükümlü ise Türk Medeni Kanunu madde 236/2 gereği bu alacak takas edilir.

Değer artış payı mal rejimi tasfiyesinde gündeme gelir. Mal rejimi devam ederken değer artış payı alacağı talep edilemez. Değer artış payı, yasal mal rejimi süresince yapılan katkılarda ortaya çıkar. Değer artış payı, hak sahibi eşe, bir alacak hakkı sağlar, ayni bir hak değildir.

Değer Artış Payının Unsurları

  1. Diğer eşin malvarlığına katkı yapılmalıdır.

Katkı diğer eşin malvarlığının edinilmesi, örneğin kadına ait altınların bozdurularak ev araba alınması, şeklinde karşımıza çıkar. Katkı, malın iyileştirilmesine veya korunmasına ilişkin de olabilir.

Malın korunmasına ilişkin değer artış payı alacağında, Türk Medeni Kanunu madde 186/3 uyarınca eşler birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve malvarlıkları ile katılırlar kuralı dikkate alınmalıdır. Bu nedenle değer artış payı alacağı hakkını kazanmak için maddede belirtilen “katılma” eylemini aşar nitelikte bir katkıda bulunulması gerekmektedir.

  1. Katkıda bulunan eşin bağışlama kastı olmamalıdır.

Eşlerin evlilik birliğinde, karşılıksız olarak yaptıkları katkıların bağışlama kastı ile yapılmadığı kabul edilir. Bağışlama kastının kanıtlanması halinde bu kazandıma değer artış payı hesaplaması dışında bırakılır.

  1. Katkıda bulunan eş karşılık almamış olmalıdır.

Katkıda bulunan eş maddi bir karşılık aldıysa değer artış payı alamayacaktır. Karşılık; para için faiz, mal için bedel ve emek için ücret olarak karşımıza çıkabilir. Çalışma karşılığı ücret almaktan vazgeçen eş, değer artış payı alacağından vazgeçmiş sayılmaz.

  1. Eşler değer artış payı alacağından vazgeçmemiş olmamalıdır.

Türk Medeni Kanunu madde 227/3 e göre eşler değer artış payı alacağından vazgeçebilirler. Değer artış payı alacağı, eşler arasındaki mal rejimi sona erdikten sonra tasfiye aşamasında istenebilir. Değer artış payı alacağı, boşanma davası ile birlikte aynı davada talep edilmişse, değer artış payına ilişkin talep, boşanma davasından tefrik edilerek boşanma davasının sonucu bekletici mesele yapılır.

Bir eşin, diğer eşin malvarlığına 01.01.2002 tarihinden önceki dönemde katkıda bulunması halinde bu alacak “katkı payı alacağı” ismiyle nitelendirilir. Eşler arasında yasal mal ayrılığının geçerli olduğu dönemde bir eşin diğerinden katkı payı karşılığı bir tazminat isteyebilmesi için mutlaka parasal veya para ile ölçülebilen maddi bir değer koymak suretiyle bir katkısının olması gerekir.  Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre; kadının ev işlerini yapması ve çocuklara bakmış olması, diğer eşin edindiği mala katkı olarak kabul edilmemekle ev hanımı olan eş 01.01.2002 tarihi öncesinde geçerli yasal mal rejimi olan mal ayrılığı döneminde eşi adına edinilen malvarlıklarından ev işleri ve çocuklara bakması dışında bir katkısı söz konusu değil ise katkı payı alacağı talebi mümkün değildir.

Katkı payı hesabı yapılırken, katkıda bulunan malvarlığının dava tarihindeki değeri esas alınır.  01.01.2002 tarihinden sonra edinilmiş mallara katılma rejimi döneminde edinilen malvarlıklarına ilişkin değer artış payı hesaplanırken mal varlığının tasfiyeye en yakın tarihteki değeri esas alınacaktır.

Katkı payı alacağın hesaplanırken, tarafın katkı oranı tespit edildikten sonra tasfiyeye konu malın dava tarihi itibariyle belirlenecek sürüm(rayiç)değeri ile çarpılmak suretiyle hesaplanır.

Çalışma karşılığı edinilen gelir ile katkı payı talebinde bulunulması halinde;

Öncelikle evlenme tarihinden, malın edinildiği tarihe kadar, eşlerin çalışma sürelerine ve gelirlerine ilişkin belgeler, bulundukları yerden eksiksiz olarak getirilmelidir. Çalışmanın sabit olmasına rağmen bir kısım döneme ilişkin belgelere ulaşılmaması durumunda, ilgili meslek kuruluşlarından ve/veya bilirkişilerden o döneme ilişkin yaklaşık gelir durumu sorulup öğrenilerek malın edinildiği tarihe kadar olan eşlerin tüm gelirleri ayrı ayrı belirlenmelidir.

Akabinde her bir eşin alışkanlıkları, ekonomik ve sosyal statüleri değerlendirilerek kişisel harcamaları ile ayrıca kocanın 743 sayılı Medeni Kanunun 152. maddesi gereğince evi geçindirme yükümlülüğü nedeniyle yapabileceği harcama, eşlerin kendi gelirlerinden düşülerek gerçekleştirebilecekleri tasarruf miktarları ayrı ayrı tespit edilmeli, daha sonra her eşin tasarruf miktarının birlikte yaptıkları tasarruf miktarı içindeki oranı belirlenmelidir. Her bir eşin tasarruf oranı, çalışmaları karşılığı elde ettikleri gelirlerle malın alımına yaptıkları katkı oranı kabul edilerek tasfiyeye konu malın dava tarihi itibariyle belirlenecek sürüm (rayiç) değeri ile çarpılmak suretiyle katkı payı alacak miktarı hesaplanır.

Düzenli gelir dışındaki diğer malvarlığı değerleri ile toplu katkıda bulunulması halinde; katkıda kullanılan malvarlığı değerinin, tasfiyeye konu malın satın alma tarihindeki bedelinin tamamı karşısındaki oranı saptanarak bulunan bu katkı oranının tasfiyeye konu malın dava tarihindeki sürüm değeri ile çarpılmak suretiyle davacı eşin katlı payı alacağı belirlenir.

Katkı payı alacağında faiz dava tarihinden itibaren, değer artış payında faiz karar tarihinden itibaren işler.

DEĞER ARTIŞ PAYI HESAPLANMASI

  • Katkı değeri

Katkı anındaki sürüm değerdir. Katkı emek olarak verilmiş ise benzeri iş için ödenen değer dikkate alınmalıdır. Katkı para ise nominal değer hesaba katılır.

  • Katkı Yapılan Malın Başlangıç Değeri

Katkı yapılan malın, katkı anındaki sürüm değeridir. Katkı, malın edinilmesinde gerçekleştiydiyse satın alma bedeli, başlangıç değeridir.

  • Katkı Yapılan Malın Son Değeri

Mal, mal rejiminin sona ermesinde mevcutsa katkı yapılan malın tasfiye anındaki sürüm veya gelir değeri, mal daha önce satılmış ise hakim hakkaniyete göre gelir artış payı alacağı belirler.

  • Değer Artış Oranı ve Miktarı

Değer artış alacağı = ilk katı miktarı + değer artış miktarıdır.

 

DEĞER ARTIŞ PAYI ALACAĞININ ÖZGÜLENMESİ

 

Değer artış payı, katkı yapılan yapan mal grubuna özgülenir. Katkı kişisel ve edinilmiş mallardan yapıldı ise hangisinin katkısı fazla ise o mal grubuna özgülenir. Mal gruplarının katkısı eşitse edinilmiş mal grubuna dahil edilir. Değer artış payı borcu katkıyı alan mal grubunun borcudur. Katkı kişisel ve edinilmiş mallarla yapıldı ise her mal grubu için ayrı hesap yapılacaktır.

 

DEĞER ARTIŞ PAYININ ÖDENMESİ

 

Değer artış payı ancak tasfiyeyle talep edilebilir. Ödeninceye kadar, aksi kararlaştırılmamışsa, faiz yürütülür ve borçludan güvence istenebilir.

 

EŞLERİN PAYLARININ HESAPLANMASI

 

Türk Medeni Kanunu madde 228’e göre eşlerin kişisel malları ile edinilmiş malları mal rejiminin sona erme anındaki durumuna göre ayrılır. Bu ölüm tarihi veya boşanma davası açılma tarihidir.

Eşlerden birine sosyal yardım kurumlarınca yapılmış olan toptan ödemeler veya iş gücünün kaybı dolayısıyla ödenmiş olan tazminat, toptan ödeme veya tazminat yerine ilgili sosyal yardım kurulunca uygulanan usule göre ömür boyu irat bağlanmış olsaydı, mal rejiminin sona erdiği tarihte bundan sonraki döneme ait iradın peşin sermayeye çevrilmiş değeri ne olacak idiyse, tasfiyede o miktarda kişisel mal olarak hesaba katılır.

 

Örneğin, boşanma davası açıldıktan sonra eşlerden birine ait inşaat halindeki bir taşınmaza boşanma davası süresince malik eş yatırım yapıyor. Güncel değer boşanma davası açıldıktan 6 yıl sonra belirleniyor. Yaygın olarak yapılan yanlış, bu değerlemenin yapının bitmiş haline göre yapılmasıdır. Yapılması gereken ise; boşanma tarihi itibarıyla dairenin durumunun ne olduğunun belirlenmesidir. Dairenin değeri değil durumu göz önünde bulundurulmalıdır. Dava tarihinde bu yapının durumu %70 bitmiş haldedir. Bu halde güncel değerin %70 artık değer olarak kabul edilmelidir.

 

MAL REJİMİ TASFİYESİNDE TALEP EDİLEBİLECEK HUSUSLAR

  • Artık Değere Katılma Alacağı

 

Mar rejimi sona ermesiyle ortaya çıkan temel alacaktır. Evlilik süresince edinilen mallardan talep edilir. Mal varlığı değerini edinmeyen eşin katkısı olup olmadığına bakılmaz. Evlilik birliği içinde edinilen tüm malvarlığı değerleri edinilmiş maldır. Bir malvarlığı değerinin edinilmiş mal değil de kişisel mal olduğunu karşı taraf ispatlamak zorundadır.

 

Artık Değer ise edinilmiş mallara katılma rejiminin sona ermesine bağlı olarak, her bir eşin malvarlığının tasfiyesi sonucunda kalan net miktara verilen isimdir. Eklenmeden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan miktar artık değerdir.

 

  • Değer Artış Payı Alacağı

 

Bir eşin malvarlığından diğer eşin malvarlığına bir katkı olması halinde ortaya çıkan alacağın adına değer artış payı alacağı denir. Bu katkı 4 şekilde karşımıza çıkar bunlar; edinilmiş maldan edinilmiş mala katkı, kişisel maldan edinilmiş mala katkı, edinilmiş maldan kişisel mala katkı ve kişisel maldan kişisel mala katkıdır.

 

Örneğin; eşler bir araç almaya karar veriyor, kadın eş düğünde takılan, kolundaki 40.000 TL değerindeki bileziklerini veriyor diğer eş de evlilik süresince çalıştığı paradan biriktirdiği 60.000 TL parayı ortaya vererek araç alıyorlar. Alınan araç edinilmiş maldır. Burada bir eşin malvarlığından diğer eşin malvarlığına bir katkı oluyor. Bu yolla ortaya çıkan alacağa değer artış payı alacağı denir. Eğer tasfiye sırasında aracın değeri 150.000 TL ise katkıda bulunan eş değer artış payı alacağı olarak 60.000 TL alacaktır. Kalan 90.000 TL nin yarısı da katılma alacağıdır.  Değer artış payı alçağı ve katılma alacağının ayrı ayrı istenmesi gerekir. Aksi halde hak kaybına ortaya çıkar. Yargıtay 8. Hukuk dairesi ayrı ayrı talep edilmeyen alçakların daha sonradan hesaba katılmayacağı görüşündedir.

 

Diğer bir yaygın örnek ise; eşlerden birine bir ev miras kalır, bu ev eskidir ve tadilat gerektirir. Eşlerden birinin evlilik birliği süresince biriktirdiği paralar ile tadilat yapılır. Bu halde tasfiyeye girecek bir edinilmiş mal yok fakat eşlerden birinin kişisel malına(miras kalan ev) diğer eşin edinilmiş malından katkı olduğu için burada bir alacaktan bahsedilir. Bu alacağa da değer artış payı alacağı denir.

 

Değer artış payı hesaplanırken, eşin malına yapılan katkı, o malın değer kazandığı ölçüde değer kazanır ama malın değer kaybetmesi halinde en az yapılan katkı değeri geri alınır. Mal elden çıkarıldığı halde dahi hakim hakkaniyete göre bir ödemeye karar verebilir.

 

  • Katkı Payı Alacağı

 

01.01.2002 tarihinden önceki döneme “mal ayrılığı rejimi dönemi” diyoruz. Bu dönemde çalışan eşler mağdur oldukları için Medeni Kanunda bir düzenleme olmamasına rağmen Yargıtay, Borçlar Kanunundan temellendirdiği bir alacak ortaya çıkarıyor bu alçak, katkı payı alacağı olarak adlandırılıyor.

 

Katkı payı alçağı, mal ayrılığı rejimine tabi olan hallerde söz konusu olur. Katkı payı alacağında aynı değer artış payı alacağında olduğu gibi bir eş diğer eşe, bağışlama kastı olmaksızın ve karşılık almaksızın, bir katkıda bulunuyor ve talep anındaki değeri kadar alacaklı oluyor.

 

Katkının yapılış şekli üç şekilde olabilir. Bunlar; toplu katkı, gelir ile katkı ve emek ile katkıdır.

 

Toplu katkıya örnek olarak düğünde takılan bilezikler örnek gösterilebilir.

Gelirle katkıda ise eşlerin gelirleri arasında bir oransızlık olduğunda bir eşin evlilik birliği içinde sahip olduğu malvarlığı değerinde diğer eşin de katkısı olduğu düşünülür. Aksini ispat yükü davalıdadır. Bir eşin aldığı maaş diğer eşin mal varlığı değerine bir katkıda bulunmuş ise bu alacağın adı katkı payı alacağı olur.

Emek ile katkıya örnek ise bakkal dükkanında yardım eden eş verilebilir. Burada da katkı payı hesaplanırken o eş başka bir yerde çalışsaydı ne gelir elde edecek idiyse o miktar katkı payı olarak hesaplanır. Hesaplama yapılamıyorsa hakkaniyet tazminatına hükmedilir.

18.06.2008 tarihinde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu; ev içinde harcanan emeğin parasal bir karşılığı olmadığına kanaat getirdi. Bu tarihten önce, mahkemeler ev kadınlarına bir miktar katkı payı alıyordu fakat bu kararla ile 01.01.2002 tarihinden önce kadının evde temizlik yapması, çocuklarına bakması ya da yemek yapması kadının parasal karşılığı olmayan vazifesi olarak nitelendirildi.

Katkı payı alacağında mal rejimi davasının açılış tarihindeki değer, değer artış payı alacağında ise tasfiye tarihindeki değer esas alınır. Çünkü katkı payı alacağının temeli borçlar kanunudur ve borçlar kanuna göre dava tarihi esas alınır fakat Değer artış payı TMK madde 227 de düzenlenmiştir bu maddede tasfiye tarihindeki değerin dikkate alınacağı özellikle belirtilmiştir. Yine aynı gerekçeyle, katkı payı alacağında faiz dava tarihinden itibaren işlemeye başlar. Değer artış payında faiz ise tasfiye anında işlemeye başlar.

Örneğin; 500.000 TL  değerindeki bir taşınmaz evlilik birliği içinde alınıyor. Davacı eşin katkısı 50.000 TL. Taşınmazın dava tarihindeki değeri 1.000.000 TL. Tasfiye tarihindeki değeri 1.250.000 TL dir.

KATKI PAYI HESABI

Katkı Oranı         :               500.000/50.000 = 1/10

Katkı Payı            :               dava tarihindeki değer/ oran 1.000.000/10 = 100.000 TL               ,

DEĞER ARTIŞ PAYI HESABI

Katkı Oranı         :              10

Değer Artış Payı:              tasfiye tarihindeki değer/oran 1.250.000/10= 125.000 TL

  • Diğer Eşe Kalan Malların İadesi Türk Medeni Kanunu madde 226, Ölüm Nedeniyle Tasfiye

 

Takılar ve ev eşyaları hem ayrı bir dava olarak açılabileceği gibi boşanma davası içerisinde de istenebilir. Diğer yol ise mal rejimi tasfiyesi içinde Türk Medeni Kanunu 226. maddeye göre istenmesidir. Mal rejimi tasfiyesinde doğan alacak kural olarak nakdi alçaktır. Fakat iki durumda ayni talepte bulunulabilir. Bunlardan ilki paylı mülkiyet hali diğeri ise ölüm nedeniyle mal rejiminin sona ermesi halinde, sağ kalan eşin eski yaşantısını devam ettirebilmesi için, ölen eşine ait olup birlikte yaşadıkları konut üzerinde kendisine katılma alacağına mahsup edilmek, yetmez ise bedel eklenmek suretiyle intifa veya oturma hakkı tanınmasını isteyebilir. Bu nedenle talepte bulunurken tapu sicilinin düzeltilmesi de istenebilir.

 

  • Üçüncü Kişiye Karşı İleri Sürülecek Talepler (Eklenecek Değer)

 

Türk Medeni Kanunu madde 229’e göre aşağıdaki değerler edinilmiş mallara değer olarak eklenir.

1)            Eşlerden birinin mal rejimi sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan, olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalar.

2)            Bir eşin, mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler.

Bu tür kazandırma ve ya devirlere ilişkin uyuşmazlıklarda mahkeme kararı davanın kendisine ihbar edilmiş olması koşuluyla, kazandırma veya devirden yararlanan üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilir. Akabinde Türk Medeni Kanunu madde 241 e göre 3. Kişiye dava açılabilir.  Bu dava tasarrufun iptali davasının bir türüdür fakat davacının eli ispat açısından daha kuvvetlidir. Davacı sadece malvarlığındaki azalmanın katılma alacağını azaltma kastıyla yapıldığının ispat etmekle yükümlüdür. Madde 241’e göre açılan davada üçüncü kişi sadece diğer eşin malvarlığı var alacağını oradan tahsil et savunması yapabilir. Çünkü mal rejiminin tasfiyesi davasında bir yargılama yapılmış ve eklenecek bir değer olduğu kesinleşmiştir. Üçüncü kişi de ihbar olunan sıfatıyla kendini temsil etmiştir. Bu nedenle ihbarın önemli rol oynar.

Yargıtay’ın bazı kararlarında, boşanma davası açılmadan, kısa bir süre önce eşlerden birinin malvarlığındaki önemli derecedeki eksilmeleri de eklenecek değer saymıştır.

Türk Medeni Kanunu madde 241 e göre tasfiye sırasında borçlu eşin malvarlığı veya terekesi katılma alacağını karşılamadığı takdirde, alacaklı eş veya mirasçıları edinilmiş mallarda hesaba katılması gereken karşılıksız kazandırmaları bunlardan yararlanan üçüncü kişilerden eksik kalan miktarla sınırlı olarak isteyebilir.

Dava hakkı, alacaklı eş veya mirasçılarının haklarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten başlayarak bir yıl ve her halde mal rejiminin sona ermesinin üzerinden beş yıl geçmekle düşer.

 

  • Olağanüstü Mal Rejimi

Haklı sebeplerin varlığı halinde mevcut mal rejiminin, mal ayrılığına dönüştürülmesinin Aile Mahkemesinden istenmesine olağanüstü mal rejimine geçiş denir. Türk Medeni Kanunu madde 206 ya göre;

 

Haklı bir sebep varsa hakim, eşlerden birinin istemi üzerine, mevcut mal rejiminin mal ayrılığına dönüşmesine karar verebilir.

 

Özellikle aşağıdaki hallerde haklı bir sebebin varlığı kabul edilir:

 

  1. Diğer eşe ait malvarlığının borca batık veya ortaklıktaki payının haczedilmiş olması,

 

  1. Diğer eşin, istemde bulunanın veya ortaklığın menfaatlerini tehlikeye düşürmüş olması,

 

  1. Diğer eşin, ortaklığın malları üzerinde bir tasarruf işleminin yapılması için gereken rızasını haklı bir sebep olmadan esirgemesi,

 

  1. Diğer eşin, istemde bulunan eşe malvarlığı, geliri, borçları veya ortaklık malları hakkında bilgi vermekten kaçınması,

 

  1. Diğer eşin sürekli olarak ayırt etme gücünden yoksun olması.

 

Eşlerden biri ayırt etme gücünden sürekli olarak yoksun ise, onun yasal temsilcisi de bu sebebe dayanarak mal ayrılığına karar verilmesini isteyebilir.

 

KATILMA ALACAĞI

Varsa eklenecek değerlerden (TMK 229) ve denkleştirmeden (TMK 230) elde edilen miktar da dahil olmak üzere, eşin edinilmiş mallarının (TMK 219) toplam değerlerinden, bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan artık değerlerin (TMK 231) yarısı üzerindeki (TMK 236/1) diğer eşin alacak hakkıdır. Mahkemece yapılacak iş eklenecek değerlerden (TMK 229) ve denkleştirmeden (TMK 230) elde edilen miktar da dahil olmak üzere, davalı eşin edinilmiş mallarının (TMK 219) toplam değerinden bu mallara ilişkin borçlar çıkarıldıktan sonra kalan artık değerin (TMK 231) yarısı üzerinden hüküm kurmaktan ibarettir.

 

DENKLEŞTİRME

Bir eşin, kişisel mallara ilişkin borçları edinilmiş mallardan veya edinilmiş mallara ilişkin borçları kişisel mallardan ödenmiş ise tasfiye sırasında denkleştirme istenebilir. Denkleştirme halinde bir eşin edinilmiş malı ile kişisel malı birbirine karışır. Örneğin eşlerden birinin evlenmeden önce biriktirdiği paraya evlilik sırasında biriktirdiği paraya ekleyerek kendine ev alması bu duruma örnek gösterilebilir. Denkleştirmede edinilmiş mal ile kişisel mal birinden ayrılır. Eğer evlenmeden önce biriktirilen 50.000 TL’ye evlendikten sonra biriktirilen 100.000 TL eklenerek bir taşınmaz alınmışsa ve tasfiye anında taşınmazın değeri 600.000 TL olmuşsa 200.000 kişisel mal sayılacak ve sadece 400.000 paylaştırılacaktır.

 

Yargıtay’ın güncel uygulaması gereğince, eşlerden birinin açtığı, mal rejiminden kaynaklanan alacağa ilişkin davada davalı durumundaki diğer eşin takas mahsup talebinde bulunması halinde külli tasfiye yapılması için yeterlidir. Yargıtay önceki uygulamasında karşı dava açılmasını gerekli görüyordu.

 

ANLAŞMALI BOŞANMADAN SONRA AÇILAN MAL REJİMİ DAVALARI

 

Tarafların mal rejimine ilişkin bir talepleri varsa ya da yoksa açıkça belirtilmelidir. Yargıtay “hiçbir hak ve alacağımız kalmamıştır”, “maddi ve manevi hiçbir talebimiz bulunmamaktadır” gibi ifadeleri mal rejimi kapsamında değerlendirirken etkisiz bulmaktadır. Diğer yandan “mal talebim yoktur”, “aramızda mal paylaşımına ilişkin bir problem yoktur” gibi ifadeler Yargıtay tarafından mal rejiminin tasfiye edildiği şeklinde değerlendirilmektedir.

 

Anlaşmalı boşanma davasından sonra rejimin tasfiyesi davasının açılmasını engellemek için boşanma protokolünün iyi kaleme alınmış olmasına dikkat etmek, duruşma zabıtları, duruşma esnasında yazılmadığı için duruşma zaptında ne yazdığına dikkat etmek ve hükme dikkat etmek gerekir.

 

KATILMA ALACAĞI İSPATINDA KULLANILABİLECEK DELİLLER

 

Mal rejiminin tasfiyesi sırasında her türlü delilden yararlanılabilir. Soyut kabul edilen delilerin başka delillerle desteklenmesi gerekir. Mülkiyet karinesi, paylı mülkiyet karinesi ve edinilmiş mal karinesi katılma alçağının ispatı konusunda önemli rol oynar. Bu karinelerin çürütülmesi için sadece tanık beyanı Yargıtay tarafından yeterli görülmemektedir.

 

 

 

TASFİYEDE ŞİRKETLERİN DURUMU

 

Şirket hissesinin kişisel mal olması halinde şirket hisse değeri tasfiyeye girmez. Fakat kişisel malın geliri edinilmiş mal olduğu için şirket hissesi kişisel mal olsa bile kar payı tasfiyeye girer. Tasfiyeye girecek kar payı dağıtılmayıp duran ya da dağıtılmayıp sermayeye eklenen kar payıdır.

 

Şirket hissesinin edinilmiş mal olması durumunda şirket hisse değeri tespit edilmelidir. Yargıtay, eskiden şirket değerini bilançoya bakarak tespit etmekteydi. Daha sonra sadece bilançonun şirket değerini tespit etmekte yeterli olamayacağını bunun yanında şirketin malvarlığı değerleri, müşteri portföyü, marka değeri gibi ekonomik değer taşıyan tüm değerlerinin hesaba katılması gerektiğine hükmetti.

 

SOSYAL GÜVENLİK VEYA SOSYAL YARDIM KURUMLARINCA YAPILMIŞ OLAN TOPTAN ÖDEMELER

 

Türk Medeni Kanunu madde 228/2’ ye göre eşlerden birine sosyal güvenlik ya da sosyal yardım kurumlarınca yapılmış olan toptan ödemeler veya iş gücünün kaybı dolayısıyla ödenmiş olan tazminat, toptan ödeme veya tazminat yerine ilgili sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurumunca uygulanan usule göre ömür boyunca irat bağlanmış olsaydı, mal rejiminin sona erdiği tarihte bundan sonraki dönemlere ait iradın peşin sermayeye çevrilmiş değeri ne olacak idiyse tasfiyede o miktarda kişisel mal olarak hesaba katılır. Bu hesap yapılırken ortalama ömür dikkate alınır.  Emekli ikramiyesi, OYAK tarafından yapılan ödemeler, iş gücü kaybı tazminatları ve zorunlu emeklilik sistemi tarafından yapılan ödemeler bu şekilde tasfiye hesabına katılır.

 

Madde 228/2 Dışındaki Tazminat Ödemeleri

 

Kıdem Tazminatı

 

Kıdem tazminatına hak kazanan eşin çalıştığı süre dikkate alınır. Bu sürenin evlilik süresince olan kısmına denk gelen miktar edinilmiş mal evlenmeden önceki döneme denk gelen kısmı kişisel mal olarak değerlendirilir.

 

Bireysel Emeklilik

 

Bireysel emeklilikte de prim ödeme zamanları dikkate alınmalıdır. Evlilik öncesinde ödenen primlere denk gelen ikramiye kişisel mal evlilik birliği süresinde ödenen primlere denk gelen prim ise edinilmiş maldır.

 

DOĞRUDAN ÜÇÜNCÜ KİŞİ ADINA ALINAN MALIN TASFİYESİ

 

Yargıtay uygulamasında, davalı adına kayıtlı olmasa dahi davalı eş tarafından üçüncü kişi adına kayıtlı malvarlığı için ödeme yapılması ve bu malvarlığının kayden olmasa da davalıya ait bir malvarlığı olduğunun anlaşılması halinde o mal edinilmiş mal gibi tasfiyeye girmektedir.

 

Üçüncü kişi adına kayıtlı olan malvarlığının doğrudan tasfiyeye dahil edilmesi yerine, üçüncü kişiye verilen bedelin bağış olarak değerlendirilmesi ve mirastaki tenkis hükümlerinin kıyasen uygulanması mümkündür.

 

 

ALACAKLARIN TASFİYESİ

 

Türk Borçlar Kanunu madde 185 gereği kanuni temlik söz konusu olur. Üçüncü şahıs nezdindeki eşe ait ve ödenecek miktardaki alacaktan diğer eşe mahkeme kararıyla temlikine karar verilebilir.

 

ZİNA ve HAYATA KAST HALİNDE

 

Zina ve hayata kast nedeniyle boşanma halinde hakim, kusurlu eşin artık değerindeki pay oranının hakkaniyete uygun oranda azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verebilir. Düzenlemenin aile içi sadakatsizliği azaltmak amacıyla yapıldığını düşünülse bile bu doğru değildir. Şöyle ki; boşanma dosyalarından elde edilen bilgilere dayanarak erkek eşin, kadına oranla daha çok aldattığı bilinmektedir. Bununla birlikte eşlerin edindiği malların %90’ından fazlası erkek eş adına kayıtlıdır. Yapılan düzenlemede; hakim, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranını azaltır veya kaldırır denmektedir. Yani kusurlu eş davacı olduğunda katılma alacağı azaltılacak ya da kaldırılacaktır. Bu gerçeklerden yola çıkarak madde yorumlandığında; zina yapan ya da hayata kasteden erkekse ve mallar erkek adına kayıtlıysa bu maddeden kadının yararlanma hakkı yok fakat zina yapan kadın ve mallar kadın adına kayıtlıysa erkeğin bu maddeden yararlanmaya hakkı vardır. Özetle, bu maddenin uygulanabilmesi için kusurlu eşin talep eden olması gerekir.

 

BELİRSİZ ALACAK DAVASI

 

Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin yerleşik uygulaması, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin davalar belirsiz alacak davası olduğu yönündedir. Bu davaları kısmi dava gibi “fazlaya ilişkin haklarımızı saklı tutmak kaydıyla” ya da “şimdilik” yazarak açmamız gerekmiyor. Bu ibareler açılan davanın kısmi dava olarak açıldığının anlaşılmasına neden olabilir. Davayı açarken davanın, açık bir şekilde belirsiz alacak davası olduğunu belirterek, bilirkişi raporu geldikten sonra harcın tamamlanacağının dava dilekçesinde belirtilmesi gerekir.

 

Bilindiği üzere bozmadan sonra ıslah olmayacağı yönünde Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu Kararı vardı, fakat Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin yeni bir içtihadı; Yargıtay’ın bozma kararından sonra harç tamamlaması yapılabileceği yönündedir.

 

TESPİT

Mal rejimine ilişkin tasfiye davası açmadan önce eşin malvarlığını öğrenmek için bir tespit davası açamıyoruz. Fakat tasfiye davasında hakimden eşin malvarlığının araştırılması istenebilir.